GRİ VE SOĞUK KIŞ GÜNLERİNE; RENKLİ LENSLERLE RENK KAT!!!

23 Aralık 2013 Pazartesi

GENÇLİK İKSİRİ BULUNDU

Harvard Üniversitesi “gençlik iksiri” olarak adlandırılan yeni bir buluşa imza attı.

Araştırmacılar, tüm yaşayan hücrelerde bulunan NAD isimli bir proteinin yaşlanma sürecinde anahtar rol oynadığını keşfetti. Fareler üzerinde yürütülen deneylerde, NAD üretimi sağlayan bir bileşen verilen 2 yaşındaki farenin bir hafta sonunda 6 aylık bir farenin derisine sahip olduğu görüldü.




21 Aralık 2013 Cumartesi

KIŞ MEVSİMİNDE KRONİK BEL VE BACAK AĞRILARI

Kış mevsiminde özellikle bel ,kalça ve bacaklarda oluşan ağrı,tutulma,kasılma gibi rahatsızlıkların uzun süreli olması günlük yaşam kalitesini de olumsuz etkilemektedir.

Bu tür rahatsızlıklar büyük oranda soğuk hava da iyi korunamamak sonucu olmaktadır.Bu konuda yapılması gereken mevsime uygun ayakkabı,yine mevsime uygun pantolon ve giyecekler tercih etmektir.


Başka bir öneri ise hamam veya kaplıca kullanım sıklığını artırmak ve eklemleri rahatlatmaktır.



MEYVE SULARINDA Kİ TEHLİKE

Tatlı ve meyve sularında bulunan fruktoz maddesinin karaciğerde yağlanmaya yol açtığı belirtildi.


Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi Meltem Özgöçmen, Prof. Dr. Meral Öncü'nün danışmalığında yaptığıaraştırmada, tatlılara konulan ve 'mısır şurubu' olarak bilinen fruktozun karaciğerde yağlanmaya neden olduğunu belirledi.
Araştırması hakkında bilgi veren Özgöçmen, "Biz bölüm olarak karaciğer yağlanmasını araştırıyorduk. Karaciğer yağlanması alkolden bağımsız olarak da gelişiyor. Alkolden bağımsız olarak fruktoz denilen, halk arasında mısır şurubu olarak bilinen baklavalarda, meyve sularında, balda, pekmezde çokça bulunan maddenin karaciğer yağlanmasına neden olup olmadığını araştırdık. Fareler üzerinde çalışma yaptık. Deney farelerine 6 hafta boyunca ağız yoluyla fruktoz uyguladık. Sularına fruktoz karıştırdık. Altı hafta boyunca kontrol grubu farelere normal  su verdik. Altı hafta sonra fruktoz verilenfarelerin karaciğer dokularını incelediğimizde yağlanma oluştuğunu gördük. Karaciğer yağlanmasına fruktozun neden olduğu ortaya çıktı. Biyokimyasalanalizlerinde de fruktoz verilen farelerin AST oranlarının daha fazla olduğu görüldü. Sonunda mısırşurubunun canlıda alkolden bağımsız olarak karaciğer yağlanması oluşturduğu sonucuna vardık" dedi.
"DİKKAT EDİLMEZSE KARACİĞERİ BİTİRİYOR"
Karaciğer yağlanmasının daha çok şişmanlıkla paralel gelişen bir hastalık olduğuna dikkat çekenÖzgöçmen, "Bel ve karın bölgesi kalın olan insanlarda yağlanma daha fazla görülüyor. TİP-2 diyabet türünde, şişmanlıkla alakalı bir hastalık olduğundan Tip-2 diyabet hastalığıyla da paralel bir hastalık. Karaciğer yağlanması basit olarak başladığı gibi karaciğerin iflas ettiği siroza kadar varılabiliyor. Daha çokbasit bir hastalık gibi görünüyor ama devam etmesi durumunda karaciğeri bitirebiliyor" diye konuştu.
Karaciğer yağlanmasının toplumda sıkça görülen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Özgöçmen, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yıldan yıla da artan bir seyri var çünkü günümüzde hazır yiyeceklerin tüketimi arttı. Çocukların çok fazla tükettiği meyve suları, sahte bal, pekmez ve tatlıların fazlaca tüketimi karaciğer yağlanmasındaki artışın nedenleri olarak görülebilir. Bu tür gıdaları vücut aşırı şekilde depoluyor. Bu da yağlanmaya neden oluyor. Tükettiğimiz tatlı gruplarının çoğunda fruktoz var. Karaciğer yağlanması, Tip-2 diyabetle paralel seyrettiği için karın bölgesinde de şişmanlık varsa bu kişide tespit edilebiliyor. Daha çok diyete yönelik bir tedavi yöntemi var. Fruktoz içerikli besinlerin az tüketilmesi ve spor yaparak yağ endeksini düşürmek mümkün."

AKCİĞER KANSERİ VE ÖKSÜRÜK

Devamlı şekilde öksüren kişilerin mutlaka aile hekimine gitmesini öneren doktorlar, üç haftadan fazla süren öksürükler akciğer kanseri teşhisini ciddi şekilde arttırdığı belirtiyor.

İngiltere’de geçen sene başlayan araştırmada, üç haftadan fazla öksüren hastaların aile hekimlerine gitmesini teşvik ediliyor.

Araştırma başladığından beri, 700'den fazla hastaya akciğer kanseri teşhisi kondu. Bu da ortalamanın yüzde 10 fazlasına denk geliyor.


Akciğer kanseri, kanserden ölümlerin yüzde 20’sinden fazlasını oluşturuyor.

Akciğer kanseri teşhisi konan 400’den fazla hastanın, henüz ön safhada olduğu ve kanseri yenme şanslarının arttığı belirtiliyor.

8 Aralık 2013 Pazar

EN GÜÇLÜ 5 ANTİOKSİDAN GIDA

Vücudu koruyan en güçlü 5 antioksidan gıda

Vücudumuza zarar veren ve kanser başta olmak üzere çeşitli hastalıklara neden olan oksidanlara karşı hücreleri bir muhafız gibi koruyan antioksidan yönünden en zengin 5 gıdanın kabuksuz meyveler, brokoli, sarımsak, yeşil çay ve domates olduğu belirtiliyor.
Kabuksuz (yumuşak) meyveler
Ahududu, yaban mersini, çilek gibi lezzetli ve tatlı meyveler olmalarının yanı sıra zengin bir antioksidan kapasitesine sahipler. Kanser ve kalp hastalıklarının önlenmesine yardımcı olan proantisiyanidin ve antioksidanlar yaban mersini, ahududu ve böğürtlende bol miktarda bulunuyor.




Brokoli ise; en besleyici sebzeler arasında ilk sırada yer alıyor. Brokoli, 1 bardak doğal sütte olduğundan daha fazla kalsiyum, bir portakaldan da daha fazla C vitamini içeriyor. Brokoli, barındırdığı mineral ve vitaminlerin yanı sıra, phytonutrient olarak bilinen ve hastalıklarla mücadelede vücuda büyük katkıda bulunan kimyasallara sahip. Ayrıca birçok kanser hastalığı riskini zayıflattığı kanıtlanan sülforafan maddesi de brokoli içinde yer alıyor.

Sarımsak insan sağlığı açısından faydaları yüzyıllardır biliniyor. Sarımsak ham haliyle vücuttaki birçok zararlı bakteriyi öldürmek için doğal bir antibiyotik olarak kullanılıyor.Sarımsak, kan basıncı ve kolesterolün düşürülmesi, ağır metallerin vücuttan atılması, kanserin önlenmesi, mantar ve virüslerin çoğalmasının engellenmesi gibi özellikleriyle son derece faydalı bir gıda. Bir diş sarımsak, A, B, C vitaminleri ile selenyum, iyot, potasyum, kalsiyum, çinko ve magnezyum metallerini barındırıyor.

Yeşil çay; catechin ve polyphenol maddelerini konsantre halde barındırıyor. Bu maddeler, vücuttaki yağları yakan bir yakıt maddesi gibi. Böylece yağları eritiyor ve metabolizma hızına doğal olarak destek sağlıyor. Yeşil çayın kilo vermedeki etkisini görmek için günde en az 3 fincan tüketilmesi gerekiyor. Yeşil çay ayrıca kanser, kalp hastalıkları ve yüksek kolesterole karşı önleyici özelliğe sahip

Domates ise, kanserle mücadelede en güçlü maddelerden biri olan likopen maddesi bol miktarda bulunuyor. Son araştırmalar likopenin hastalıklarla mücadelede E vitamini ve beta karotenden daha güçlü tesire sahip olduğunu gösteriyor. Likopen, biyoyararlılığını artırmak için yağa ihtiyaç duyar. Bu yüzden likopen seviyesini yükseltmek için yanında zeytin yağı kullanılması öneriliyor.Tüm bu gıdalara ilaveten siyah üzüm, ıspanak, havuç ve tüm tahıllar bol miktarda antioksidan özelliğine sahip.

10 Kasım 2013 Pazar

METOBOLİZMAYI HIZLANDIRMANIN 8 YOLU

Düzenli ve hızlı çalışan bir metabolizma herkes için önemli. Çünkü hızlı metabolizma, daha fazla kalori yakımı, dolayısıyla kilo kontrolü ile doğru orantılı.


Kas kitlesinin fazla olması,vücuttaki yağ yakımının da fazla olması anlamına geliyor. Kas kitleleri çok olduğu için erkekler bu açıdan daha şanslı. Birçok insan için metabolizma 40 yaşından sonra yavaşlamaya başlıyor. Uzman Diyetisyen Serkan Tutar, ayrıca genetik faktörlerin de metabolizma hızı üzerinde rol oynadığını söylüyor.

Tutar, yaşa ve genetik faktörlere rağmen metabolizma hızını arttırmanın mümkün olduğunu belirtiyor ve bu konuda etkili olabilecek yöntemleri 8 başlık altında şöyle sıralıyor:


  • Kas kitlesini arttırın: Kas kitlesi, kalori yakımı ile doğru orantılıdır. Gün içerisinde yapılacak düzenli egzersiz ile kalori yakımını iki katına yakın arttırabilirsiniz. Egzersizin düzenli yapılması buradaki en önemli unsurdur. Çünkü yapmış olduğunuz egzersizde o anda yakılan kaloriden çok, metabolizmanın aktif olarak sürekli çalışması daha önemlidir. Uzun süre ama daha orta tempo ile yapılan egzersizin, hızlı tempo ile daha kısa süre yapılan çalışmalara göre daha verimli sonuçlar vereceğini de unutmamalısınız.

  • Su ile fazla yakıt: Bedeniniz işlevselliğini devam ettirebilmek için suya ihtiyaç duyar. Hatta hafif susuziseniz metabolizmanız yavaşlayabilir. Bir çalışmada günde 8 bardak su içen kişilerin vücutlarının yakmış olduğu kalorinin 4 bardak içenlere göre daha fazla olduğu gösterilmiştir. Gün içerisinde alınan sıvı miktarına taze sebze ve meyvelerin de katkı sağladığını unutmadan bunları da günlük beslenme programınızda bulundurmanız önemlidir.


  • Enerji içeceklerine dikkat: Birçok enerji içeceği, içerisinde bulunan kafein nedeniyle metabolizma hızlandırıcıdır. Ayrıca bazı enerji içeceklerinde taurin bulunmaktadır. Bu madde de metabolizmanın ciddi anlamda hızlanmasında etkilidir. Ancak bu içecekler yüksek tansiyona, anksiyeteye ve uyku sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle Amerika Pediatri Akademisi, çocuklar ve gençler için bu içecekleri önermez. Eğer enerji içeceği kullanacaksanız doktor veya diyetisyeninize kesinlikle danışmalısınız.


  • Diyetisyeninizden 'günahsız' atıştırmalıkları öğrenin: Sık besin tüketilmesi kilo alımına neden olabilir. Yüksek kalorili atıştırmalıklar tüketirseniz kilo almanız kaçınılmaz olacaktır. Genel olarak ana yemeklerinarasının uzun süre açlık ile geçmesi metabolizma hızınızın yavaşlamasına neden olur. Bu nedenle sağlıklıara öğün alternatifleri ile hem metabolizmanız hızlanacaktır hem de bir sonraki ara öğünde kalori alımıdüşecektir.

  • Baharat kullanın: Baharatlı gıdalar metabolizmayı yüksek vitese almak anlamına gelmektedir. Kırmızıbiber veya diğer baharatların toplamda ortalama bir çorba kaşığı kadar yemeğe eklenmesi metabolizma hızınızı arttırır. Bu etki, egzersiz gibi kalıcı bir artış sağlamasa da anlık işe yaradığı bilinmektedir.

  • Protein tüketin: Proteinli besinlerin termojenik etkileri karbonhidrat ve yağlara göre daha yüksektir. Yani proteinli besinler sindirilirken vücudumuz daha fazla kalori harcar. Bu durumda metabolizmanızın daha hızlı çalışmasını sağlar. Protein içeriği en yüksek olan besinler, yağsız sığır eti, hindi, balık, tavuk, fındık, yumurta, süt ve ürünleridir.


  • Koyu kahve tercih edin: Bir kahve tiryakisi iseniz sabah kahvesinin keyfini rahatlıkla çıkarabilirsiniz. Çünkü kahve hem metabolizma hızlandırıcıdır hem de konsantrasyonu arttırır. Kahvenin metabolizma hızlandırıcı etkisi de baharatlar gibi anlık olmaktadır. Miktarına ve sıklığına dikkat ederek gün içerisinde kahve tüketebilirsiniz.

  • Yeşil Çay için: Yeşil çay kateşin ve kafein içeriği nedeniyle metabolizmanın birkaç saat hızlanması için kombine fayda sunmaktadır. Araştırmalarda; egzersiz yapılmadan önceki zaman aralığında 2-4 bardak su ile 2 bardak yeşil çay tüketmenin, egzersizde %17 daha fazla kalori yakılmasına yol açtığını gözlenmiştir.

AKCİĞER KANSERİ VE SİGARA

Türk Radyoloji Derneği 34. Ulusal Türk Radyoloji Kongresi kapsamında basın toplantısı düzenlendi.Toplantıya, Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nevra Elmas, Başkan Vekili Prof. Dr. Halil Öztürk, Genel Sekreter Doç. Dr. Ahmet Tuncay Turgut, Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Adem Kırış ve TÜRKRAD 2013 Bilimsel Kurul Başkanı Doç. Dr. Mehmet Ertürk katıldı. Toplantıda görüntüleme yöntemleri, radyasyon, girişimsel radyoloji uygulamalarına yönelik günceldeğerlendirme, kanser görüntülemesindeki yenilikler ve prostat kanseri tanısına etkileri, sağlık sistemindeki değişikliklerin görüntüleme hizmetlerine yansımaları ve görüntülemenin kötüye kullanımının toplum sağlığına etkileri konuları değerlendirildi.





 Prof. Dr. Adem Kırış, radyolojide kanser görüntülemeleri hakkında bilgi verdi. Dünyada en çok görülen kanser türünün akciğer kanseri olduğunu belirten Kırış, her yıl 1 milyon 300 bin insanın bu hastalıktan öldüğünü söyledi. Akciğer kanseri olanların yoğun bir şekilde sigara kullandığını belirten Kırış, "Akciğer kanseri olanların yüzde 70'i sigara ile bir şekilde temas etmiş, yoğun sigara içmiş hastalar." dedi. Akciğer kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çeken Kırış, "Erken akciğer kanser taraması ile erken dönem akciğer kanseri sık olarak tespit ediliyor. Tespit edilme oranı ölümlerin yüzde 20 daha azalmasını sağlıyor. Teşhislerin yüzde 85 daha artmasına sebep oluyor. Bu da akciğer kanser taramasının bize önemini ortaya koyuyor." diye konuştu.




Dernek Başkanı Prof. Dr. Nevra Elmas da, derneğin amacı hakkında bilgi verdi. Temel amaçlarının tıp öğrencileri, radyoloji asistanları ve radyoloji uzmanlarını kapsayan meslek içi ve meslek sonrası radyoloji eğitimine katkıda bulunmak olduğunu belirten Elmas, "Sağlık Bakanlığı ile iş birliği çerçevesinde toplum sağlığına ilişkin radyolojik incelemelerin toplum sağlığına yararlı şekilde uygulanmasını sağlamak, halkı radyoloji konusunda bilinçlendirmek, meslek icraatında bulunan radyoloji hekimlerinin sosyal hak ve güvenliklerini korumak, meslektaşların bir araya gelerek akademik çalışmalarını sunabileceği bilimsel ve sosyal amaçlı toplantılar düzenlemek, uluslararası alanda Türk radyolojisinin tanıtılmasını sağlayarak bilgi alışverişinde bulunmaktır." şeklinde konuştu.
Kaynak: www.mynet.com

4 Kasım 2013 Pazartesi

LİMONUN FAYDALARI

Yemeklerimizden eksik etmediğimiz salatalarda, zeytinyağlılarda hatta kimi zaman tatlılarda kullandığımız limonun faydalarını biliyor musunuz? Günlük beslenme programımızda sürekli kullandığımız limon, birçok sağlık problemine karşı bizleri koruyor. İşte Diyetisyen ve NLP Uzmanı Serkan Tutar'dan limonun faydaları!



Antioksidan: C vitamini içeriği yüksek olan limonun en önemli özelliği antioksidan etki göstermesidir. Gün içerisinde yaşadığımız stres, sigara, yanlış pişirme teknikleri ile hazırlanmış yemekleri tüketmek, vücuttaki serbest radikal seviyesinin yükselmesine neden oluyor. Antioksidan özellikli C vitamini kaynağı olan limon, bu seviyenin yükselmesini engelleyen ve vücuttan serbest radikalleri uzaklaştıran başlıca besinlerden biridir.
Kanser: Antioksidan özellikli besinler kansere karşı koruyucu etki gösteriyor. Son 30 yılda yapılan birçok çalışma ve araştırma limonun başta; kolon, prostat, göğüs, akciğer ve pankreas kanseri olmak üzere 12 kanser türüne karşı koruyucu etkisi olduğu saptanmıştır. Ayrıca limon tümör gelişimini engelleyen başlıca besinlerden biridir.
Yüksek tansiyon ve enfeksiyona karşı limon: Yüksek tansiyon sıkıntısı olan kişiler limon tüketmeye özen göstermelidir. Limonun diğer bir özelliği ise anti-mikrobiyal özelliği olması ve enfeksiyonlara karşı koruyucu olmasıdır.
Limon kabuğu da limonun kendisi kadar yararlı

Limon kabuğunun en önemli özelliği cildinize iyi gelmesidir. Cilt kanseri riskini azaltmak için limon kabuğunun günlük beslenme programında bulunması önemlidir. Aynı zamanda karaciğer, kalp ve safra kesesi için en sağlıklı besinlerden biridir. Özellikle stresli bir yaşamı olan, alkol veya sigara kullanan bireylerin çaylarının ve yemeklerinin içerisine limon kabuğu eklemesi gereklidir.

DEMİR EKSİKLİĞİ

Hemoglobin, kırmızı kan hücrelerine (eritrosit) rengini veren ve oksijenin kanda taşınmasını sağlayan bir proteindir. Demir ise hemoglobinin temel yapısına giren bir elementtir.
Akciğerlerden alınan oksijenin hemoglobine bağlanarak dokulara aktarılmasında büyük önem taşır. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre hemoglobin değerlerinin erkeklerde 14 gr/dl, hamile olmayan kadınlarda 12 gr/dl'nin altına düşmesi "anemi" olarak tanımlanır. Demir eksikliği ve buna bağlı olarak oluşan anemi ise "demir eksikliği anemisi" olarak adlandırılır. Tüm dünyada erkeklerin % 20'sinde, kadınların % 35'inde ve hamilelerin % 50'sinde görülür. Gelişmiş ülkelerde bu oran çok daha az, ülkemiz gibi az gelişmiş ülkelerde ise çok daha yüksektir.

Belirtiler? 


Halsizlik, iştahsızlık, çabuk yorulma, başağrısı, başdönmesi, çarpıntı, nefes darlığı, huzursuzluk gibi genel; tırnaklarda kolay kırılma, tırnaklarda uzunlamasına kabarık çizgiler, düzleşme ve çukurlaşma, dil papillalarında düzleşme, dilde yanma, ağız köşelerinde ülserasyon ve fissurlar ve yutma güçlüğü gibi özel belirtileri vardır.


NEDENLERİ:
1) Demir ihtiyacının artması: Gebelik, emzirme, büyüme çağındaki çocuklar, düşük doğum tartılı ve erken doğan bebeklerde ihtiyaç artar. Diyetle alınan demir ihtiyacı karşılamaya yetmez.

2) Demirin yetersiz alımı: Çocukların anne sütü yerine demir desteği olmayan mamalarla beslenmesi, inek sütüne 1 yaşından önce geçilmesi, çocuğun günde yarım litreden fazla süt içmesi ve daha büyük çocuklarda hazır gıdalarla beslenme, sosyo-ekonomik durum bozukluğu nedeniyle hayvansal gıdaların yeterince alınamaması buna yol açar. Erişkinlerde çay, kahve tüketiminin fazla olması, diyetle fazla miktarda kalsiyum alınması, etin kavrularak ya da fırında fazla pişirilmesi ve sosis, salam gibi hazır besinlerin tüketimi demirin biyoyararlanımını azaltır. Sakatat, dana eti, koyun eti, tavuk eti, kuru baklagil, kuru meyve ( kayısı-üzüm ), pekmez, yeşil sebze, fındık, fıstık, susam, tahin gibi demirden zengin besinlerin tüketilmesi önerilir.

3) Demirin yetersiz emilimi: Bazı kişilerde demir bağırsaklardan yeterince emilemez.

4) Kan kaybı: Özellikle mide - bağırsak sistemindeki iyi ya da kötü huylu tümörler, kadınlarda aşırı adet kanaması, sık ve fazla sayıda doğum, düşük ve küretajlar buna yol açabilir.


TANI VE TEDAVİ:


Aneminin nedenlerinin iyi araştırılması gerekir. Altta yatan neden bulmadan rastgele demir ya da vitamin vermek, kan transfüzyonu yapmak, teşhisin gecikmesine, hastanın probleminin ilerlemesine yol açabilir.

Demir eksikliği olan bebek ve çocuklarda zeka gelişimi ve koordinasyon bozulur, dikkat ve algılama azalır, büyümede gerilik olur. Demir eksikliğinde enfeksiyonlara duyarlılık artar, tırnak-deri-mukoza değişiklikleri ortaya çıkar. Gebelerde morbidite ve mortalite, bebek ölümleri oranı, düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirme ve enfeksiyonlara yakalanma riski artar. Bağışıklık sistemi bozulur. Demir eksikliği anemisi olan bireylerde hava kirliliğine bağlı olan kurşun zehirlenmelerine duyarlılık artar.
Demirin bağırsaktan emilimindemi artırmak için…
" C vitamini demirin emilimini artırır. Bu nedenle yumurtayı portakal suyu veya domatesle, köftenin yeşil salata ile tüketilmesi demirim emilimin artırmak açısından önemlidir.
" Mayalı ekmekteki demir mayasız ekmeğe göre daha çok emilir.
" İyi pişmemiş kuru baklagiller ya da kepek ekmeği demirin emilimin azaltır.
" Posalı gıdalarla beslenme demirin emilimini azaltır.
" Gıdaları saklamakta kullandığımız alüminyum, paslanmaz çelik ve teneke de demirin emilimin azaltır.

Uz. Dr. Deniz Şahin Şimşek
Ataşehir Memorial Tıp Merkezi İç Hastalıkları Bölümü


SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN SPOR VE BESLENME


Yürüyüş yapıpta terlemezseniz kalbe hiç bir faydası yokmuş. KALP KRİZİNİN EN BÜYÜK RÖLÜNÜ TANSİYON GERÇEKLEşTİRİYOR. Ondan sonrada kolestrol. En uygun tansiyon dercesi 112 e 7'dir. Bu yüzden bulunduğumuz her ortamda tansiyonumuzu kontrol etmeliyiz. Grip veya nezle olduğumuzda kabak çekirdeği yemeliyiz çünkü kabak çekirdeği büyük ölçüde çinko içerdiği için hastalığın süresini kısaltır.
SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN SPOR  VE BESLENME
Daha nitelikli bir yaşam seçimi;kişilerin daha iyi beslenme alışkanlıklarına sahip olması ve düzenli egzersizler yapmalarıyla sağlanır.Fiziksel uygunluğu sağlamak için yarışma sporcusu olmak gerekmez.Bu nedenle kendimiz için uygun olan sporu seçerek onu düzenli bir şekilde sürdürebiliriz.Sporda artık yarışma amacının dışında,sağlığı koruma düşüncesi de yer almakta ve insanlar bu düşünceyle spor yapmaya davet edilmektedir.Bu davet özellikle gelişmiş ülkelerde yerini bulmakta ve geniş insan kitleleri çok değişik sportif etkinliklerde bulunmaktadır.Yaşam boyu spor yapan insanların sayısının arttırılmasına çalışılmaktadır.
Hipokrat M.Ö 480 de Sağlıklı yaşamın temel ilkesini şöyle açıklamıştır: Kişinin vücuduna karşı sorumlu olduğunu ve sağlam bir kafanın bir vücutta olacağını vurgulamıştır.Organizmayı zinde ve sağlıklı kılmak için spor yapma bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.
Fiziksel hareket ve egzersiz sağlıkla ve performansla ilgili olmak üzere iki amaca yöneliktir.Sağlıkla ilgili egzersizler bütün vücut fonksiyonlarının ahenk içinde çalışmasını amaçlar.Performansla ilgili egzersizler ise kasların daha hızlı,güçlü ve dengeli hareket etmesini dolayısıyla sporla ilgili yeteneklerin gelişmesini amaçlar.Çoğu kişi için beslenme ve sporun birinci amacı sağlığı korumak ve geliştirmenin yanı sıra performanslarını artırmaya yönelik ek egzersizler de yapmak zorundadırlar.
Düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenmenin sağladığı yararlar ise şöyle özetlenebilir:
  • Kas gücünü,dayanıklılığını,esnekliği ve koordinasyonunu artırır.
  • Kardiovasküler uyumu sağlar.
  • Şişmanlık riskini azaltır
  • Yetişkinlik ve yaşlılıkta oluşabilecek kemik bozuklukları ve kronik hastalıklara ( şeker,yüksek tansiyon,koroner kalp hastalıkları,bazı kanserler...vb.) yakalanma riskini azaltır.
  • Stresin azaltılmasına yardımcı olabilir.
  • Bazı hastalıkların iyileşmesine yardımcı olur.
  • Kişilerin kendilerine olan güvenini daha fazla,çevresiyle ve arkadaşlarıyla uyumunu daha iyi,ruhsal sağlıklarını daha dengeli ve düzenli hale getirir.

Sağlıklı Yaşam ve Beslenme İçin Uyulması Gereken Kurallar
Yiyecek ve içeceklerin besleyici değerleri yanı sıra sağlığa uygunluğu da önemlidir.Sağlıklı beslenme konusundaki uyarıların başlıcaları şunlardır.
  • Açlıktan ve fazla yemekten kaçınıp,yaşa,cinsiyete,yapılan aktiviteye ve içinde bulunduğumuz özel duruma ( gebe,emzikli,çocuk,genç) uygun şekilde yeterli ve dengeli beslenmeliyiz..
  • Hareketsizlikten kaçınıp,her Gün düzenli egzersiz yapmalıyız..Böylece boya uygun vücut ağırlığınızı yaşam boyu koruyabiliriz.
  • Öğün atlamamak,günde üç ana öğün,mümkünse 1-2 ara öğün tüketmeliyiz.
  • Günlük yağ tüketimimizi azaltarak,çok yağlı yiyecekleri yememeye özen göstermeliyiz.
  • Günlük saf şeker tüketimimizi azaltmaya çalışmalıyız.
  • Daha çok posalı yiyecekleri tercih etmeliyiz.
  • Çok Tuzlu yiyecekler yememeliyiz,daha az Tuz kullanmamız gerekir.
  • Yediğimiz,içtiğimiz yiyeceklerin mikroplar ve kimyasal Maddelerden arındırılmış olmasına özen göstermemiz gerekmektedir.
  • Stresten mümkün olduğu kadar kaçınmalıyız.
  • Alkol kullanmamak ya da en aza indirmemiz gerekmektedir.
  • sigara içmemeliyiz.

Spor ve Beslenme
Spor yapan herkes için sağlık ve mutluluklarını korumanın yanı sıra performanslarını maksimum düzeye çıkarmak başlıca amaçtır.
Sağlıklı ve uygun bir diyet düzenlemek,besin öğelerinin çeşit ve miktar olarak doğru seçimini gerektirir.Yiyecek ve içecekler farklı miktarlarda çeşitli besin ögesi içerirler.Vücut çalışması için gerekli olan besin ögeleri;
  • Karbonhidratlar
  • Yağlar
  • Proteinler
  • Vitamin ve mineraller
  • Posa
  • Su
olmak üzere altı grupta toplanabilir.Temel besin ögeleri olan karbonhidrat,protein ve yağlar vücuda enerji sağlarlar.
Enerji
Herhangi bir fiziksel hareketin yapılması,diğer bir deyişle kasların çalışması için yakıta gereksinim vardır.Bu yakıt besin ögelerinin yanması sonucu açığa çıkan enerjidir.
Herkesin enerji gereksinimi yaş,cinsiyet,vücut cüssesi,metabolik hız ve yapılan fiziksel aktiviteye göre farklılıklar göstermektedir.Egzersizin tipi,şiddeti,sıklığı,süresi enerji gereksinimini etkilemektedir.Örneğin verilen sürede artan egzersiz şiddeti enerji harcamasını da artırmaktadır.Alınan enerjinin harcanan enerjiye eşit olduğu duruma enerji dengesi denir.
Yaşam İçin Gerekli Besinler ve Besin Öğeleri
Her çeşit besinin bileşiminde değişik miktarlarda besin ögesi denilen kimyasal Moleküller bulunur.Besinler yendikten sonra besin ögelerine parçalanır ve vücutta öyle kullanılır.İnsanın büyüme,gelişme ve sağlıklı olarak yaşamını sürdürmesi için gereksinimi olan besin ögeleri:
1-KARBONHİDRATLAR
Vücuda enerji sağlayan besin ögelerinden biridir.Normal diyet alan yetişkinlerde günlük enerjinin %55-70 i karbonhidratlardan sağlanır.Karbonhidratlar basit karbonhidratlar (şeker),kompleks karbonhidratlar (nişasta) olmak üzere iki gruba ayrılır.Basit karbonhidratlar;tek moleküllü şekerler olan monosakkarit (glikoz ve fruktoz) ile çift moleküllü şekerler olan dissakkaritler (sakaroz-çay şekeri ve laktoz-süt şekeri) dir.Basit şekerler kompleks şekerleri (nişasta) oluşturmak üzere birleşebilirler.Nişasta kolaylıkla şekerlere parçalanabilir.Hem basit hem de kompleks karbonhidratlar glikoza parçalandığında enerji kaynağı olarak benzerdirler.Ancak rafine basit şekerler yalnızca enerji verip diğer besin öğelerini ve vücut motorunun en iyi şartlarda çalışmasına yardımcı olarakvitamin ve mineralleri içermezler.Buna karşılık meyve içindeki şekerler hem enerji hem de diğer besin ögelerini sağlarlar.Bunun için taze meyve ve meyve sularında bulunan şekerler meşrubat ve şekerlemelerde bulunan rafine şekerlere tercih edilmelidir.Günlük enerjinizin %10 unu rafine şekerlerden sağlayabilirsiniz.Bu da Günde 3000k.kalori tüketen bir sporcunun iki kutu meşrubat içmesine eşdeğerdir.
2-NİŞASTA
Karbonhidratlar,sindirilmeden sonra kan glikoz düzeyinde neden oldukları artış ve buna bağlı olarak artan insülin (şekeri kandan alarak kaslara nakleder) salımı sonucu glikozun dolaşımına geçiş hızına göre de (glisemik indeks) sınıflandırılmaktadırlar.Glisemik indeks, 50 g karbonhidrat içeren bir besinin kan glikozunu normalin ne kadar üzerine çıkarabileceğine dair göreceli bir derecelendirme yöntemi olup,besinin tek başına alınmasına ve sindirim hızına dayanır.Glisemik indeks besinin içerdiği,hazırlanma ve pişirilme yöntemleri,protein ve yağ içeriği,olgunluk gibi sindirim hızlarını etkileyen çeşitli faktörler vardır.Bazı karbonhidratlar daha yavaş sindirilir ve düşük glisemik etki gösterirler.Diğerleri ise çok hızlı emilir ve yüksek glisemik indekse sahiptirler.Sebze,meyve ve kurubaklagiller ise içerdikleri yüksek posa nedeniyle genellikle düşük glisemik indekse sahiptirler.Ayrıca besinler diğer besinlerle birlikte alındığında glisemik indeksi değişebilir.Örneğin şekerleme,dondurma,tatlılar gibi yiyeceklerin içinde bulunan yağ glikozun kana geçişini yavaşlatarak hiç yağ içermeyen pişmiş havuçtan daha düşük glisemik etki yaratabilir.
3-YAĞLAR
En çok enerji veren besin ögesidirler.Böylece vücut en ekonomik şekilde enerji gereksinimi yağlardan karşılayabilir.Yağda eriyen vitaminler ( A,D,E,K ) ve gerekli yağ asitleri vücuda yağ ile alınır.Deri altı yağ tabakası vücut ısısının kaybını önler,yağ organları çevreleyerek dış etkenlerden korur ve midenin boşalmasını geciktirir.Yağlar doymuş ( etin yağı,krema,kaymak,iç yağ,margarin,yağlı süt ve ürünleri ),tekli doymamış ( zeytinyağı,yer fıstığı yağı ),çoklu doymamış ( mısır,pamuk,ayçiçek,soya,susam,balık yağı ) olmak üzere üçe ayrılırlar.Doymuş yağlar kan kolesterol düzeyini yükselterek kalp krizi riskini artırmaktadır.Bu nedenle sağlıklı bir beslenme için diyetin yağdan gelen enerji oranı %30?un üzerinde olmamalı ve bu yağların da en çok üçte biri doymuş yani hayvansal yağlardan sağlanmalıdır.
4-PROTEİNLER
Enerji sağlamalarının yanı sıra hücrelerin esas ögesi olduklarından büyüme,gelişme,yıpranan hücrelerin yenilenmesi için de gereklidirler.Ayrıca besin ögelerinin vücutta kullanılmasında görev alan Enzim veHormonların yapısını oluşturur,enfeksiyonlarla savaş için karşı kuvvetleri oluşturmaya yardım ederler.Günlük enerji tüketiminin yaklaşık %10-15?i proteinlerden sağlanmalıdır.
Beslenme ve spor konusunda pek çok yanlış inanç ve uygulama vardır.Bunlardan biri de özellikle kuvvet sporlarında diyetle fazla Protein tüketilmesinin yararlı olacağı inancıdır.Fazla protein tüketmenin kas kitlesinde artışa neden olarak kas gücü ve gelişimini artırdığı zannedilmektedir.Fakat organizmanın protein gereksinimi egzersiz yapan kişiler de dahil olmak üzere düşünülenin aksine azdır.Sadece diyete ek olarak protein tüketmek kas gücü ve kitlesini artırmaz.Fazla tüketilen protein enerji için kullanılır ve fazlası yağ olarak depo edilir veya atılır.Ayrıca fazla alınan protein sağlık sorunlarına neden olur.Sadece sağlıklı diyet ve düzenli egzersizlerle kas gücü ve kitlesi artırılabilir.Kas kitlesinin gelişimi için gerekli protein oldukça azdır.Antrenmanlara yeni başlama döneminde vücut kas gelişimi için gereksinime ek 7-8 g protein önerilmektedir.Sağlıklı bireylerde vücut ağırlığının her kilogramı başına 0,8-1 g protein yeterli iken bu oran sporcularda ( özellikle kuvvet gerektiren spor dallarında ) 1,5-2 g ?a kadar yükselir.
Yaşam için gerekli,vücutta pek çok biyokimyasal olayı düzenleyen,dokuların yapımı,onarımı,yaşamını sürdürmesi için gerekli farklı Proteinler vardır.Proteinlerin yapı taşları amino asitlerdir ve farklı şekillerde birleşerek farklı proteinleri sentezlerler.Amino asitlerin bazıları vücutta sentezlenir bazıları sentezlenemez ve sayısı 8 olan bu amino asitlerin ( elzem amino Asit ) diyetle mutlaka alınması gereklidir.8 amino asidi uygun oranda bulunduran yiyecek ve içecekler iyi kaliteli protein sağlarlar.İyi kaliteli protein almak için hayvansal kaynaklı yiyecekleri ( et,süt,peynir,yumurta ) tüketmek veya yiyecekleri birbiri ile karıştırarak zenginleştirmek gereklidir.Ayrıca bitkisel yiyeceklerden Tahıl ve kuru baklagiller birlikte tüketilerek yemeğin protein kalitesi artırılabilir.
5-VİTAMİN VE MİNERALLER
Vitamin ve Minerallerin vücut çalışmasında en önemli görevleri;büyüme,sinir ve sindirim sisteminin normalçalışması,besin ögelerinin vücutta elverişli olarak kullanılması ve vücut direncine yardımdır.Ayrıca besin ögelerinin vücudun gereksinimi olan enerjiye dönüştürülmesinde görev alırlar.Genellikle kişiler sağlıklı ve yeterli beslenme ilkelerine uygun bir diyet tüketiyorsa vitamin ve Mineraller gereksinimlerini karşılayabilmektedir.
Tahıllar B vitamini yeşil yapraklı ve sarı-turuncu sebze ve meyveler ( ıspanak,marul,kayısı,havuç?) ile turunçgiller A ve C vitamininin zengin kaynaklarıdır.E vitamininin zengin kaynakları ise bitkisel Sıvıyağlar,fındık,fıstık,ceviz gibi yağlı tohumlar ile kepekli tahıl ürünleridir.
Beta karoten ( bitkisel kaynaklarda bulunan A vitamininin ön ögesi ),C ve E vitamini antioksidan ( savaşan vitamin ) vitaminlerdir. Vücudumuzda serbest radikalleri hasar oluşturmadan önce zararsız hale getirecek antioksidan savunma mekanizmalarından biri de antioksidan vitaminleri yeterli tüketimidir.Vücutta enerji oluşumu sırasında metabolize olan Oksijenin yaklaşık %3-10?u tamamen redükte edilememekte ve serbest radikaller veya Hidrojen peroksit gibi radikal ön maddelerine değişmektedir.Toksisiteleri fazla olan buMoleküllerin patolojik miktarı vücut hücre yapı ve fonksiyonlarına zarar vermekte ( örneğin: kas dokusunu tahrip etmekte ) yaşlanma,kanser,kalp çizgi damar hastalıkları başta olmak üzere altmıştan fazla hastalığın oluşumunda önemli rol oynamaktadır.
Özellikle açık Havada yapılan sporlar,düzensiz ve farklı yoğunlukta yapılan egzersizler,dağcılık,kayak,bisiklet gibi yükselti sporlarından sonra iskelet kaslarında biriken serbest radikaller hem sağlığı hem de performansı olumsuz yönde etkilemektedir.Antioksidan vitaminler serbest radikal temizleyicisi ve potansiyel koruyucu görevi yapmaktadır.
Sporcular için terleme ile kaybolan minerallerin yanı sıra demir ve kalsiyum önemli diğer minerallerdir.Özellikle dayanıklılık sporlarında doğurganlık çağındaki kadın ve ergenlik çağındaki sporcular ile yiyecek tüketiminin sınırlandığı durumlarda diyetle gereksinimin karşılanması zorlaşmaktadır.Düşük demir tüketimi kanın Oksijentaşıma yeteneğini düşürerek performansı olumsuz yönde etkilemektedir.
Düzenli yapılan,egzersizler,kemiklerin daha fazla kalsiyum çekmesini bunun sonucu olarak daha güçlü olmasını sağlar.Böylece spor yapan aktif kişiler spor yapmayan kişilerden daha ağır ve güçlü kemik yapısına sahip olurlar.Güçlü ve sağlıklı kemik yapısını sürdürmek için kalsiyumdan zengin yiyecekler tüketmeliyiz.
6-SU
Besinlerin vücuda alınması,sindirimin kolaylaşması,zararlı ögelerin dışarı atılması ve vücut ısısının denetimi için gereklidir.Yapılan egzersizler vücudun sıvı gereksinimini artırmaktadır.Egzersiz süresince ter ve solunumda vücuttan önemli miktarda sıvı kaybolmaktadır.Özellikle Sıcak havada oluşan sıvı kaybının karşılanması gereklidir.Dehidrasyon vücut ısısının yükselmesine sebep olabilir.Az miktardaki sıvı kayıpları bile performansı olumsuz yönde etkilerken daha fazla sıvı kayıpları bile performansı olabilir.Az miktardaki sıvı kayıpları bile performansı olumsuz yönde etkilerken daha fazla
sıvı kayıpları sıcak çarpması hatta ölüme neden olabilir.Maalesef Su içmek için susuzluk hissine güvenmek yaygın bir hatadır.Dehidrasyonu önlemek için susama hissi emin bir yol gibi görünmese de organizmayı şiddetli dehidrasyondan korumaktadır.Susuzluk hissetmediğiniz halde daha fazla sıvıya ihtiyacınız olabilir.Sadece susama hissini kriter olarak alırsanız su kaybının yalnızca yarısını karşılayabilirsiniz.Sporcular susama hissinin gelişmesini beklemeden su içmeye dikkat etmelidirler.
7-POSA
Posa Bitki hücre duvarında bulunan sindirilmeyen karbonhidratlardır.Barsakların düzenli çalışmasını sağlamak için gereklidir.Bu nedenle günlük beslenmede posalı yiyecekler artırılmalıdır.Posa yönünden zengin olan besinler sırasıyla kurubaklagiller,tahıllar,taze sebze ve meyvelerdir.
Sonuç İtibariyle Sağlıklı Sporun ve Beslenmenin Faydaları:
  • Kalbi kuvvetlendirir.
  • Kalbin organizmaya pompaladığı kan miktarında artış sağlar.
  • Kalbin beslenmesini sağlayan kılcal damarları geliştirir.
  • Kan daha çok oksijen alır.
  • Kalp daha normal ve ekonomik çalışır.
  • Alınan fazla oksijen sayesinde kan daha temiz olur.
  • Kanda bulunan alyuvarların sayısında artış olur.
  • Beden eğitimi ve spor uygulamalarının sinir sistemine olumlu yönde etkileri olmaktadır.Beden eğitimi ve spor uygulamaları sayesinde tüm kas grupları harekete geçmiş olur.Vücut ısınır.Vücut ısısı sinir sistemindeki elektriksel iletim hızını artırır.
  • Spor sayesinde beyin,beyincik ve omurilik soğanı daha duyarlı olmaktadır.
  • Sigara,alkol ve uyuşturucu ilaçlar,sindirim sistemine büyük tahribat yapmaktadır.
  • Spor sayesinde sindirim organlarının kaslarının geliştiği,güçlendiği ve organların görevlerini daha sağlıklı yaptığı görülmektedir.

MAYDANOZUN FAYDALARI

Maydonoz, dünyadaki en besleyici yiyeceklerden biri ve bir demir deposudur. Genellikle taze yenen maydanozda kalsiyum, potasyum ve kükürt bulunur. Böbrekleri, karaciğeri ve idrar yollarını temizlemeye yardım eder. Kan şekerini normal seviyede tutar ve kansere karşı da koruyucudur. Yüksek tansiyonu düşürür. Kansızlığı giderir. Görme gücünü artırır.


Kökü de aynı özelliklere sahiptir.



Maydonoz, C vitamini ve güçlendirici etkinlik yönünden çok zengin bir bitkidir. İştah açar, ter çıkartır, ateş düşürür. Kadınların düzensiz adet görmelerini yoluna sokar ve organizmayı zehirlerden arındırır. Bu yüzden maydanoz karaciğer hastalıklarına, sarılığa, egzamalara, selülite, romatizmaya, gut hastalığına ve idrar
yolları taşlarına karşı tavsiye edilir.

Maydonoz, C vitamini, E vitamini, B grubu vitaminlerden folik asit, A vitamininin öncüsü karolenoidlerden çok zengindir. Taze yenen 8-10 dal (20 gram kadar) maydanoz, yetişkin insanın günlük C vitamini ihtiyacının yarısını karşılayabilir.

Diş etlerinde, yaraların kapanmasında, kansızlık ve romatizmadaki olumlu etkileri A, C ve E vitaminleri ile folik asitten zengin olmasıyla  açıklanabilir. Son yıllardaki çalışmalar C ve E vitaminleri ile karotenoidlerin damar sertliğine bağlı kalp hastalıkları ve kanserlerde  koruyucu etki gösterdiğini işaretlemektedir. İdrar söktürücü etkisi birleşimindeki flavon glikozidinden dolayıdır.


Maydonoz, demir, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Bunun yanında sodyumu az içerir. Potasyum, magnezyum ve kalsiyum tansiyonun düzenlenmesin de yardımcıdır. Yüksek tansiyonlu olup, diyetlerinde tuz sınırlaması yapanlar yemeklerinde bol maydanoz koyduklarında tuz ekleme gereği azalır.

Maydonozdan yeterince yararlanabilmek lçin kullanımına özen göstermek gerekir. Her şeyden önce iyi yıkanmalıdır. Çiğ yeneceğinde, yıkandıktan sonra bir süre su içinde beklemek doğru olur. Satın alınan maydanoz kağıt havluya sarılıp naylon torba içine konarak buz dolabında saklanır. Kullanılacağında yıkanır, kullanılmayan kısım temiz bez veya kağıt havlu üzerine konarak nemi giderildikten sonra cam kavanoz içinde birkaç gün buz dolabında bekletilebilir.


Kurutulmuş maydanozda C vitamininin çoğu kaybolur. Bunun yanında A vitamininin öncüsü karotenoidlerdeki kayıp % 30 civarındadır. Kurutma ile mineral değerlerinde kayıp olmaz. Yemeklerde kullanımı açısından kurutulmuş maydanoz kolaylık sağlar.

Kök ve yaprakları özellikle ödemlere, kan dolaşım bozukluklarına, sindirim güçlüklerine, solunum zorluklarına, deri hastalıklarına, kadınların akıntılarına ve sancılı adetlerine karşı etkilidir. Maydonoz göz rahatsızlıkları, akne, cilt lekeleri, yara, bere karaciğer ve dalak rahatsalıkları, yüksek tansiyon için faydalıdır.
Kan temizleyici, kuvvet verici, saçları canladırıcıdır.


Salatalara, omletlere, çorbalara, köftelere bu şifalı bitkiyi bol bol koymalıdır. Böylelikle hem sindirimleri kolaylaştıracak hem de iştahı açacaktır.

Maydonoz, böbrekleri çalıştırarak idrarı bollaştırır. Kan şekeri normal seviyede tutar ve kansere karşı koruyucudur. 


Maydonozun çiği de pişmişi de uyku verir. Benzimizin rengini düzekir, canlılık sağlar. Bu yüzden salatalara bol maydanoz konmalıdır.